SAHİMSEN, “Evrensel Periyodik Gözden Geçirme” süreci ile ilgili Türkiye Raporuna katkı sundu.

Bilindiği gibi, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi her Devletin aynı ölçütlerle değerlendirildiği bir denetim usulü olan Evrensel Periyodik Gözden Geçirme usulü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 15 Mart 2006 tarih ve 60/251 sayılı kararı ile kabul edildi. Birleşmiş Milletler Şartı, Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi, ilgili Devletin taraf olduğu insan hakları antlaşmaları ve ilgili Devletin gönüllü taahhüt ve teminatları gözetilerek, insan haklarına yönelik uygulamalarının incelendiği bir süreç. Bu mekanizma, evrensel düzeyde insan haklarının gerçekleşmesini hedeflemesi, Devletlerin uyguladığı insan hakları ihlallerini ortaya koyması bakımından oldukça önemli. Ve nihai amacı, tüm ülkelerdeki insan hakları durumunu iyileştirmek ve meydana geldikleri her yerde insan hakları ihlallerini ele almak. Devletler, ülkelerindeki insan haklarını yönelik uygulamalarını, iyileştirmeleri ve ihlalleri kendi içinde izler ver BM’ye raporlar. Bu izlemede; insan hakları alanında çalışan örgütleri, kişileri ve diğer tarafları sürece dahil eder. Ayrıntılı bilgi için bakınız: https://www.ohchr.org/EN/HRBodies/UPR/Pages/BasicFacts.aspx

Bu değerlendirme, her Devlet için dört yılda bir yinelenmekte. Ülkemize yönelik ilk değerlendirme 2010 yılında yapılmış, ardından 2014 yılında yapılan raporlama sonucunda 2015 yılında gözden geçirilmiş. 2020 Ocak ayında Cenevre’de 3. Tur inceleme yapılacak.

Birlemiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve BM Şartı başta olmak üzere tüm insan hakları belgelerine yönelik ülkelerin vereceği raporların hazırlığında, ülkedeki sivil toplum örgütlerinin sürece dahil edilmelerini şart koşar. Bu insan hakları belgelerinden biri de, 21. Yüzyılın ilk insan hakları belgesi olan BM Engelli Hakları Sözleşmesi.

Dışişleri Bakanlığı, Mayıs 2019’da örgütlere, raporlamaya katkı sunmaları için bir çağrı yapmıştı. Bu çağrıya karşılık SAHİMSEN olarak rapor sunduk. Engelliler Komisyon BAŞKANI Ayşe SARI tarafından hazırlanan bu raporun içeriği yazının sonunda yer alıyor.

Ülkemizin BM’ye rapor vereceği son gün, 15 Ekim olarak belirlendi. Dışişleri Bakanlığı, sürenin bitimine az bir zaman kala, insan hakları örgütleri ile bir toplantı yaptı. Toplantı 30 Eylül 2019 Pazartesi günü, Dışişleri Bakanlığında yapıldı.

Toplantıya, ülkemizdeki örgütlerden Kadın ve Demokrasi Derneği, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Cinsiyet Eşitliğini İzleme Derneği, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi, İnsan Hakları Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Engelliler Konfederasyonu ve diğer örgütler katılırken SAHİMSEN’i temsilen Ayşe SARI katıldı. Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) temsilcisi, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı, Adalet, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve diğer bakanlıkların temsilcileri de toplantıda yer aldı. Felsefe profesörü, akademisyen Prof. Dr. İonna KUÇURADİ, toplantıda “her hukuka uygun olan şey için, insan haklarına uygundur diyemeyiz” diyerek, insan hakları ihlallerine yönelik önemli tespitlerde bulundu.

Toplantıda, örgütlerin yaptığı konuşmalarda “ayrımcılık” sorunu ve “ayrımcılık suçuna karşı cezasızlık” öne çıkarken toplantıda LGBTİ bireyleri temsil eden bir örgüt olmaması da eleştirildi.

Ayşe SARI konuşmasında, bu toplantıya davet aşamasında, Bakanlığa rapor gönderen örgütlerin davet edilmediklerine dikkat çekti. Komisyon olarak; engelli bireylerin insan hakları için mücadele ettiğimizi belirterek, başta ayrımcılıkla mücadele ile ilgili yetersiz kalındığına ve diğer sorunlara dikkat çekti. Engelli bireylerin çeşitliliğine dikkat edilmediği için; engelli kadınların, mülteci engellilerin, çocukların, cinsel yönelimi, etnik kimliği farklı olan engellilerin çoklu ayrımcılığa uğradığını belirtti. Evrensel Periyodik Gözlem Raporu hazırlanırken BM Engelli Hakları Komitesinin Nihai Gözlem Raporunun da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan SARI, raporun tamamlanmasından sonra Bakanlığın sitesinde erişilebilir formatta, Türkçe olarak yayınlanması gerektiğini de belirtti. KDK ve TİHEK’in kendilerini toplumda tanıtmadıklarını, insanların hak ihlaline ya da ayrımcılığa uğradığında bu Kurumlara başvuru yapabileceklerini bilmediklerini ifade ederken, TİHEK Kanununda ayrımcılık türleri içinde cinsel yönelim farklılığının olmamasını da eleştirdi.

Ayrımcılığın suç olduğunu ancak TCK 122. Maddenin başlığına ilave edilen “nefret” ifadesi ile birlikte, ayrımcılık suçunun nefret saikiyle işlenmesi halinde suçlunun ceza alabileceğinin şart koşulduğunu, bu nedenle bu zamana dek engelliliğe dayalı ayrımcılık suçlaması ile açılan davalardan, TCK 122’ye göre ceza ile sonuçlanan bir dava olmadığını belirtti. Ayşe SARI, başta Medeni Kanun olmak üzere birçok mevzuatta “akıl zayıflığı”, “akıl hastalığı”, normal birey” gibi ayrımcı ifadeler olduğuna dikkat çekti. Bugün Resmi Gazetede yayınlanan Emniyet Mensupları ile ilgili Yönetmelik değişikliğinde, engellilerin işe alınması ile ilgili “psikiyatriden engellilik oranı olanların” engelli olarak alımlarının yapılmayacağının yazılmış olduğunu da hatırlattan Komisyon Başkanı, ülkemizdeki tüm mevzuatın gözden geçirilerek, BM Engelli Hakları Sözleşmesine aykırı olan hükümlerin ortaya konması ve Sözleşmeye uygunlu için her birinde düzenleme yapılması gerektiğini, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanına bu amaçla bir çalışma grubu kurulması yönünde öneri götürdüklerini belirtti.

SAHİMSEN Engelliler Komisyonu olarak, engellilerin insan haklarına yönelik izleme yapmaya ve bu raporları başta BM’nin ilgili komiteleri olmak üzere ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla paylaşmaya devam edeceğiz.

15 Ekim tarihinde dek, hak ihlallerine yönelik bildirim yapmak isteyenler, aşağıdaki siteyei inceleyebilirler. http://www.mfa.gov.tr/bm-evrensel-periyodik-inceleme-mekanizmasi-kapsaminda-ulkemizin-ucuncu-tur-incelemesine-iliskin-sivil-toplum-kuruluslarina-yonelik-duyuru.tr.mfa

 

 

Evrensel Periyodik İnceleme Ulusal Raporuna Katkı

  1. Öncelikli Olarak Değerlendirdiğimiz İnsan Hakları Sorunları
  2. Ülkemizde engelliliğe dayalı ayrımcılığın cezasız kalması.
  3. Engelliler Hakkında Kanunda yer alan erişilebilirlik hükümlerinin halen uygulamaya geçirilmemiş olması.
  4. Ulusal mevzuatta ayrımcı ifadelerin ve hükümlerin yer alması
  5. Engelli çocukların yaşam hakkının korunamaması ve sağlık hakkına erişimlerin sağlanamaması
  6. BM Engelli Hakları Sözleşmesinin adli süreçler dâhil tüm alanlarda uygulanabilir olmaması, Sözleşmeye dair bilinç oluşturulmaması.
  7. Engelli yakını olan çalışanların çalışma hayatını kolaylaştırıcı önlemlerin alınmaması
  8. Engelli işçilerin (1Ekim 2008 öncesi işe girenler) erken emeklilik haklarında eşitler arası ayrıcı uygulamaların olması.
  9. Engelli kadınlar için, çalışma hayatında özel önlemler alınmaması
  10. Engelli çocukların özel eğitim haklarında çoklu engelli çocuklar için özel önlemler alınmaması
  11. Engelli haklarının sağlanmasında en az %40 engelli olma şartının aranması.
  12. İnsan Hakları Sorunlarının Tanımlanması
  13. 1. Ülkemizde engelliliğe dayalı ayrımcılığın cezasız kalması.

TCK 122. Madde başlığına 2014 yılında ilave edilen “nefret” kelimesi nedeniyle ayrımcılık suçunun nefret saikiyle işlenmiş olma şartının aranması nedeniyle ayrımcılık suçu cezasız kalmaktadır.

  1. Engelliler Hakkında Kanunda yer alan erişilebilirlik hükümlerinin halen uygulamaya geçirilmemiş olması.

Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonlarının aktif çalışması, ceza kesmesi ve kesilen cezaların uygulanması; yayınlanan genelgelerle sürekli ertelenmektedir.

  1. Ulusal mevzuatta ayrımcı ifadelerin ve hükümlerin yer alması

Hâkimler ve Savcılar Kanununa göre engellilerin hakim ve savcı olamamaları ayrımcılıktır. Bunun yanında engellilerin koruyucu aile olmaları da ilgili mevzuata göre engellenmektedir. Ulusal mevzuatta yer alan “normal bireyler”, “akıl zayıflığı” gibi ayrımcı ifadelerin kaldırılarak Engelli Hakları Sözleşmesine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

  1. Engelli çocukların yaşam hakkının korunamaması ve sağlık hakkına erişimlerin sağlanamaması

SMA teşhisli çocukların ilaca erişimlerinde ağır kriterler uygulanmaktadır. Bu kriterler nedeniyle birçok çocuk ölüme terk edilmektedir. Bunun yanında SGK’nın artan döviz kuruna rağmen fiyat güncellemesi yapmaması nedeniyle, engellilerin tıbbi malzeme (ortez, protez, tekerlekli sandalye ve hasta alt bezi gibi sarf malzemeleri dahil) harcamaları katlanarak artmaktadır. Koklear İmplant gibi sağır bir çocuğun erken dönemde cihaza kavuşması ile yaşıtları gibi işitme yeteneğine kavuşmasını sağlayacak bir cihaza erişimde fiyatlar ailelerin karşılayamayacağı kadar yüksektir.

  1. BM Engelli Hakları Sözleşmesinin adli süreçler dâhil tüm alanlarda uygulanabilir olmaması, Sözleşmeye dair bilinç oluşturulmaması.

Sözleşmenin adli süreçlerde bilinmemesi nedeniyle engellilerin açtıkları davalarda ayrımcılık gerçeği görünür hale getirilmemektedir. Bunun yanında toplumda Sözleşmeye dair bilinç olmadığından, toplumsal ön yargılar artarak devam etmektedir.

  1. Engelli yakını olan çalışanların çalışma hayatını kolaylaştırıcı önlemlerin alınmaması

Özellikle engelli çocuğu olan kadınları istihdamda tutacak, bakım desteği, günlük eğitim ve bakım izni, nöbet muafiyeti gibi destek mevzuat uygulaması yoktur. Bu durumda olan memur, işçi, muvazzaf ve sözleşmeli çalışanlar arasında haklar bağlamında eşitlik yoktur.

  1. Engelli işçilerin (1Ekim 2008 öncesi işe girenler) erken emeklilik haklarında eşitler arası ayrıcı uygulamaların olması

5510 Sayılı Kanunda ise hükümler şunlardır: 506 sayılı Kanunun malullük ve engellilik hükümlerine ilişkin geçiş hükümleri: “Geçici Madde 10” a göre;
1Ekim 2008 öncesi işe giren engelli işçilerin erken emekli olmaları için vergi indirimi belgesi almaları gerekmektedir. Oysa diğer çalışanların böyle bir zorunluluğu yoktur. Üstelik engelli işçilerin erken emeklilik süreleri memurlara göre çok yüksektir. Bu durum eşitler arasında ayrımcılık olarak değerlendirilmelidir.

  1. 8. Engelli kadınlar için, çalışma hayatında özel önlemler alınmaması

Engelli kadınların istihdamda karşılaştıkları çoklu ayrımcılıkla mücadele etmek, istihdam şansını artırmak ve bunun sürdürülebilir olmasını sağlamak için özel önlemler alınması gerekmektedir. 

  1. Engelli çocukların özel eğitim haklarında çoklu engelli çocuklar için özel önlemler alınmaması

Ülkemizde her engelli çocuğun aylık 8 saatlik özel eğitim hakkı vardır. Ancak birden fazla engeli olan ve her bir engele yönelik özel gereksinimi olan çocuklar için özel eğitim saatleri yetersiz kalmaktadır.

  1. Engelli haklarının sağlanmasında en az %40 engelli olma şartının aranması.

Engelli Hakları Sözleşmesinde engellilik tanımında herhangi bir engel oranına işaret edilmemektedir. Ancak ulusal mevzuata baktığımızda engelli sayılmak için en az %40 oranında engelli olmak gerekir. Bu durum Sözleşmeye aykırıdır. Engel ölçüm cetvelinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bugün %40 engelli sayılan bir birey, engel durumunda bir değişiklik olmasa dahi, cetvelin yeniden düzenlenmesi ile 40’ın altında bir oran aldığında; bu birey başta erken emeklilik hakkı dâhil tüm haklarını kaybetmektedir.

  1. İnsan Hakları Sorunlarına Yönelik Çözüm Önerileri ve Tavsiyelerimiz
  2. Ülkemizde engelliliğe dayalı ayrımcılığın cezasız kalması.

TCK 122.madde başlığındaki “nefret” ifadesi kaldırılmalıdır. Ayrımcılığa yönelik etkin mücadele politikası geliştirilmelidir.

  1. Engelliler Hakkında Kanunda yer alan erişilebilirlik hükümlerinin halen uygulamaya geçirilmemiş olması.

Ulusal çapta “Erişilebilirlik Eyle Planı” oluşturulmalı ve STK lar dahil tüm kesimler bu plana dahil edilmelidir.

  1. Ulusal mevzuatta ayrımcı ifadelerin ve hükümlerin yer alması

Ulusal mevzuatta, engelli bireylerin kanun önünde eşitliğinin sağlanması ve mevzuatta yer alan “normal bireyler”, “akıl zayıflığı” gibi ayrımcı ifadelerin kaldırılarak Engelli Hakları Sözleşmesine uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

  1. Engelli çocukların yaşam hakkının korunamaması ve sağlık hakkına erişimlerin sağlanamaması

Engelli çocukların yaşam hakkına ve sağlık hakkına erişimlerinin önündeki mali engeller kaldırılmalıdır.

  1. BM Engelli Hakları Sözleşmesinin adli süreçler dâhil tüm alanlarda uygulanabilir olmaması, Sözleşmeye dair bilinç oluşturulmaması.

Sözleşme, başta kamu olmak üzere tüm alanlarda işler hale getirilmeli ve engelliler ve aileleri başta olmak üzere tüm toplumda bilinç oluşturacak eylem planları hayata geçirilmelidir.

  1. Engelli yakını olan çalışanların çalışma hayatını kolaylaştırıcı önlemlerin alınmaması

Engelli yakını olanlara yönelik günlük eğitim bakım izni düzenlemesinin yapılması, yer değişikliği yönetmeliğinde var olan kısıtların kaldırılması ve mevzuat düzenlemelerinin memur-işçi ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerekmektedir.

  1. Engelli işçilerin (1Ekim 2008 öncesi işe girenler) erken emeklilik haklarında eşitler arası ayrıcı uygulamaların olması.

Engelli memur, işçi ve muvazzafların başta erken emeklilik ile ilgili olmak üzere haklarını eşitleyecek önlemler alınmalıdır.

  1. Engelli kadınlar için, çalışma hayatında özel önlemler alınmaması

Engelli kadınların, analık izinlerinin ve doğum sonrası ücretli izinlerinin düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Engelli kadın ve engelli kız çocuklarının yaşadığı çoklu ayrımcılığı önleyecek mücadele planları geliştirilmelidir.

  1. Engelli çocukların özel eğitim haklarında çoklu engelli çocuklar için özel önlemler alınmaması

Özel eğitimde çoklu engel gruplarının gözetilmesi, Otizm Eylem Planının hayata geçirilmesi, TBMM’de kurulan Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişimsel Bozukları Araştırma Komisyonun acilen çalışmaya başlaması gerekmektedir.

  1. Engelli haklarının sağlanmasında en az %40 engelli olma şartının aranması.

Sözleşmeye aykırı olan bu şartın kaldırılması ve daha önce en az %40 oranında engelli raporu almış olanların durumlarının kazanılmış hak sayılması için düzenleme yapılması gerekmektedir.

 

Ayşe SARI

Sosyal Hizmet Uzmanı-Hemşire

SAHİMSEN Engelliler Komisyon Başkanı

Gören Kalpler Eğitim Derneği Yönetim Kurul Üyesi

Sivil Memurlar Sendikası (SİMESEN) Genel Merkez Engellilik Mevzuat Danışmanı

Engelliler Konfederasyon Danışmanı

Türkiye Engelsiz Yaşam ve Sosyal Hizmet Vakfı (TEYVAK) Yönetim Kurul Üyesi

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Danışma ve Koordinasyon Birim Sorumlusu

Mobbing İle Mücadele Derneği Engellilik Genel Koordinatörü

Biyonik-Der Danışma Kurul Üyesi

Engelli Çocuk Hakları (EÇHA) Üyesi